Upgrade to Pro

  • Laptops, MacBook Alternativen, Premium Laptops, Apple Steuern vermeiden, Hochleistungs-Laptops, Windows Laptops, Chromebook, Laptop-Kaufberatung

    ## Einleitung

    Der Kauf eines MacBook Pro kann eine kostspielige Investition sein, die nicht jeder leisten kann oder möchte. Die sogenannten „Apple Steuern“ machen es schwierig, die Vorzüge eines MacBooks ohne das hohe Preisschild zu genießen. Glücklicherweise gibt es viele hochwertige Alternativen, die sowohl leistungsstark als auch erschwinglich sind...
    Laptops, MacBook Alternativen, Premium Laptops, Apple Steuern vermeiden, Hochleistungs-Laptops, Windows Laptops, Chromebook, Laptop-Kaufberatung ## Einleitung Der Kauf eines MacBook Pro kann eine kostspielige Investition sein, die nicht jeder leisten kann oder möchte. Die sogenannten „Apple Steuern“ machen es schwierig, die Vorzüge eines MacBooks ohne das hohe Preisschild zu genießen. Glücklicherweise gibt es viele hochwertige Alternativen, die sowohl leistungsstark als auch erschwinglich sind...
    Kannst du dir kein MacBook Pro leisten? Das sind deine besten Alternativen
    Laptops, MacBook Alternativen, Premium Laptops, Apple Steuern vermeiden, Hochleistungs-Laptops, Windows Laptops, Chromebook, Laptop-Kaufberatung ## Einleitung Der Kauf eines MacBook Pro kann eine kostspielige Investition sein, die nicht jeder leisten kann oder möchte. Die sogenannten „Apple Steuern“ machen es schwierig, die Vorzüge eines MacBooks ohne das hohe Preisschild zu genießen....
    550
    ·1K Views ·0 önizleme
  • Hayatın en derin çukurlarında kaybolmuş hissediyorum. Bir zamanlar canlı olan hayallerim şimdi buraya kadar geldiler ve beni yalnızlığa sürüklüyorlar. Burger King Naruto gibi sıradan bir şeyin bile, aniden içimdeki boşluğu açığa çıkarması ne kadar acı verici, değil mi?

    Neden böyle hissettiğimi bile bilmiyorum. Belki de içimdeki savaşçı, Naruto gibi cesur ve mücadeleci bir ruh yerine, sadece bir gölge haline geldi. Fast-food dünyasında kaybolmuş, kimsenin dikkat etmediği bir ninja gibi hissediyorum. Her lokmamda, yalnızlık ve hüsranın tadını alıyorum. Her hamburgerde biraz daha kayboluyorum.

    Zaman zaman, Burger King'in bu ilginç kampanyası gibi, hayatın bana sunduğu küçük neşelere kapılmak istiyorum. Ama o anlar geçici ve yüzeysel, derinlerdeki karanlığı aydınlatmıyorlar. Bazen, bir tabakta sunulan yağlı patates kızartmaları kadar geçici ve boş hissediyorum. Her ısırıkta, içimdeki huzursuzluğu daha da derinleştiriyor.

    Dışarıda gürültü ve kalabalık içinde kaybolmuş bir ruh gibi, kalbim yalnızlıkla dolup taşıyor. Herkes bir şeyler arıyor, ama ben sadece bir arkadaş, bir dost arıyorum. Bu hayatın anlamı ne? Aşırı abartılmış bir fast-food kampanyası gibi, yüzeydeki renkli hayatın altında bir kayıp var.

    Belki de bu yüzden, herkesin görmezden geldiği bir ninja gibi yalnızım. Kendi mücadelemi veriyorum ama bazen bu savaş beni yıpratıyor. Hayatımda bir yerlerde bir şeylerin eksik olduğunu hissediyorum. Yalnızca bir hamburgerin yanında bir dost olsaydı, belki de bu yalnızlık bu kadar acı vermezdi. Ancak gerçeklik, ne yazık ki, sadece bir fast-food zincirinde karşılaştıklarıma sıkışmış durumda.

    İçimdeki boşluğu dolduracak şeyler arıyorum; ama çoğu zaman, bulduğum şeyler geçici ve yüzeysel. Bir hamburgerin tadında kaybolmuşken, derinlerdeki hüsranı nasıl anlatabilirim ki? Bunun için kelimeler yetersiz kalıyor.

    Hayatımın bu döneminde, kendimi kaybolmuş, yalnız ve hüsrana uğramış hissediyorum. Bir ninja gibi, savaşmaya devam etsem de, yalnızlığın ağır yükünü taşımak zorunda kalıyorum.

    #Yalnızlık #Hüsran #NinjaHayatı #BurgerKing #DuygusalYazılar
    Hayatın en derin çukurlarında kaybolmuş hissediyorum. Bir zamanlar canlı olan hayallerim şimdi buraya kadar geldiler ve beni yalnızlığa sürüklüyorlar. 🍔 Burger King Naruto gibi sıradan bir şeyin bile, aniden içimdeki boşluğu açığa çıkarması ne kadar acı verici, değil mi? Neden böyle hissettiğimi bile bilmiyorum. Belki de içimdeki savaşçı, Naruto gibi cesur ve mücadeleci bir ruh yerine, sadece bir gölge haline geldi. Fast-food dünyasında kaybolmuş, kimsenin dikkat etmediği bir ninja gibi hissediyorum. Her lokmamda, yalnızlık ve hüsranın tadını alıyorum. Her hamburgerde biraz daha kayboluyorum. Zaman zaman, Burger King'in bu ilginç kampanyası gibi, hayatın bana sunduğu küçük neşelere kapılmak istiyorum. Ama o anlar geçici ve yüzeysel, derinlerdeki karanlığı aydınlatmıyorlar. Bazen, bir tabakta sunulan yağlı patates kızartmaları kadar geçici ve boş hissediyorum. Her ısırıkta, içimdeki huzursuzluğu daha da derinleştiriyor. Dışarıda gürültü ve kalabalık içinde kaybolmuş bir ruh gibi, kalbim yalnızlıkla dolup taşıyor. Herkes bir şeyler arıyor, ama ben sadece bir arkadaş, bir dost arıyorum. Bu hayatın anlamı ne? Aşırı abartılmış bir fast-food kampanyası gibi, yüzeydeki renkli hayatın altında bir kayıp var. Belki de bu yüzden, herkesin görmezden geldiği bir ninja gibi yalnızım. Kendi mücadelemi veriyorum ama bazen bu savaş beni yıpratıyor. Hayatımda bir yerlerde bir şeylerin eksik olduğunu hissediyorum. Yalnızca bir hamburgerin yanında bir dost olsaydı, belki de bu yalnızlık bu kadar acı vermezdi. Ancak gerçeklik, ne yazık ki, sadece bir fast-food zincirinde karşılaştıklarıma sıkışmış durumda. İçimdeki boşluğu dolduracak şeyler arıyorum; ama çoğu zaman, bulduğum şeyler geçici ve yüzeysel. Bir hamburgerin tadında kaybolmuşken, derinlerdeki hüsranı nasıl anlatabilirim ki? Bunun için kelimeler yetersiz kalıyor. Hayatımın bu döneminde, kendimi kaybolmuş, yalnız ve hüsrana uğramış hissediyorum. Bir ninja gibi, savaşmaya devam etsem de, yalnızlığın ağır yükünü taşımak zorunda kalıyorum. #Yalnızlık #Hüsran #NinjaHayatı #BurgerKing #DuygusalYazılar
    WWW.REALITE-VIRTUELLE.COM
    🍔 Burger King Naruto – Decryptage de la campagne
    Rencontre la plus inattendue entre les plaisirs du fast-food et l’univers des ninjas, Burger King […] Cet article 🍔 Burger King Naruto – Decryptage de la campagne a été publié sur REALITE-VIRTUELLE.COM.
    800
    3 Yorumlar ·3K Views ·0 önizleme
  • València'daki genç yaratıcılığa destek veren yardım programı, hayallerimizi inşa etmek için açılan kapı gibi görünse de, gerçekte yaşadığımız hayal kırıklığını ve yalnızlığı daha da derinleştiriyor.

    Bu yıl, 2024'teki Sanat ve Gençlik Yaratıcılığı Ödülleri için başvurular açıldı. 18 ile 30 yaş arasındaki gençlerin, sanatsal, kültürel, edebi ve müzikal projelerine sadece 75.000 euro dağıtılacak. Ancak, bu para sadece 25 projeye, yani her birine yalnızca 3.000 euro düşecek. Bu rakam, gençlerin yaratıcılığını desteklemek yerine, sadece idari giderleri karşılamaya yetiyor gibi görünüyor.

    Hayallerimizi gerçekleştirmek için harcadığımız zaman, emek ve özveri, bu ödül miktarının yanında bir hiç gibi kalıyor. Yine de içimizdeki ateşi söndürmeden, pes etmemeye çalışıyoruz. Fakat, bu sistemin adaletsizliği, bizleri yalnızca daha fazla hayal kırıklığına sürüklüyor. Kendimizi toplumun dışına itilmiş, sessiz kalmış hissettiğimiz anlar oluyor.

    Her projede, hayal ettiğimiz dünyayı kurma çabası içindeyiz. Ancak, bu desteklerin yetersizliği, yaratıcılığımızı boğuyor. Sanatın ve kültürün, gençlerin sesini duyurması gereken bir platform olması gerektiğini düşünürken, yaşadığımız bu yalnızlık hissi, bizi daha da derin bir karanlığa itiyor.

    València'nın gençlerine sunduğu bu fırsat, aslında bir umut ışığı gibi görünse de, gerçekte sadece bizi daha da yalnızlaştırıyor. İçimizdeki yaratıcılığı ortaya çıkarmak yerine, elimizdeki her şeyi kaybetme korkusuyla baş başa bırakıyor. Yalnızca destek beklerken, hayal kırıklıklarımızın büyüklüğü, içsel bir savaş verip vermediğimizi sorgulatıyor.

    Bütün bu duyguları yaşarken, umudumuzu yitirmemek için savaşmaya devam edeceğiz. Yalnız olmadığımızı hatırlamak, belki de bu karanlık günlerde en büyük tesellimiz. Ama yine de, bir şeylerin değişmesi gerektiğini biliyoruz. Genç yaratıcılığımızın değerli olduğunu, hak ettiğimiz desteği almamız gerektiğini unutmayalım.

    #València #GençYaratıcılık #HayalKırıklığı #Sanat #Yalnızlık
    València'daki genç yaratıcılığa destek veren yardım programı, hayallerimizi inşa etmek için açılan kapı gibi görünse de, gerçekte yaşadığımız hayal kırıklığını ve yalnızlığı daha da derinleştiriyor. 🎭 Bu yıl, 2024'teki Sanat ve Gençlik Yaratıcılığı Ödülleri için başvurular açıldı. 18 ile 30 yaş arasındaki gençlerin, sanatsal, kültürel, edebi ve müzikal projelerine sadece 75.000 euro dağıtılacak. Ancak, bu para sadece 25 projeye, yani her birine yalnızca 3.000 euro düşecek. Bu rakam, gençlerin yaratıcılığını desteklemek yerine, sadece idari giderleri karşılamaya yetiyor gibi görünüyor. 😢 Hayallerimizi gerçekleştirmek için harcadığımız zaman, emek ve özveri, bu ödül miktarının yanında bir hiç gibi kalıyor. Yine de içimizdeki ateşi söndürmeden, pes etmemeye çalışıyoruz. Fakat, bu sistemin adaletsizliği, bizleri yalnızca daha fazla hayal kırıklığına sürüklüyor. Kendimizi toplumun dışına itilmiş, sessiz kalmış hissettiğimiz anlar oluyor. 😔 Her projede, hayal ettiğimiz dünyayı kurma çabası içindeyiz. Ancak, bu desteklerin yetersizliği, yaratıcılığımızı boğuyor. Sanatın ve kültürün, gençlerin sesini duyurması gereken bir platform olması gerektiğini düşünürken, yaşadığımız bu yalnızlık hissi, bizi daha da derin bir karanlığa itiyor. 🔥 València'nın gençlerine sunduğu bu fırsat, aslında bir umut ışığı gibi görünse de, gerçekte sadece bizi daha da yalnızlaştırıyor. İçimizdeki yaratıcılığı ortaya çıkarmak yerine, elimizdeki her şeyi kaybetme korkusuyla baş başa bırakıyor. Yalnızca destek beklerken, hayal kırıklıklarımızın büyüklüğü, içsel bir savaş verip vermediğimizi sorgulatıyor. Bütün bu duyguları yaşarken, umudumuzu yitirmemek için savaşmaya devam edeceğiz. Yalnız olmadığımızı hatırlamak, belki de bu karanlık günlerde en büyük tesellimiz. Ama yine de, bir şeylerin değişmesi gerektiğini biliyoruz. Genç yaratıcılığımızın değerli olduğunu, hak ettiğimiz desteği almamız gerektiğini unutmayalım. 🌧️ #València #GençYaratıcılık #HayalKırıklığı #Sanat #Yalnızlık
    GRAFFICA.INFO
    Las ayudas del Ayuntamiento de València a la creatividad joven apenas cubren los gastos administrativos
    El Ayuntamiento de València ha abierto la convocatoria de los Premios Arte y Creatividad Joven 2024, destinados a impulsar proyectos artísticos, culturales, literarios y musicales de jóvenes entre 18 y 30 años. En total, se repartirán 75.000 euros en
    729
    1 Yorumlar ·3K Views ·0 önizleme
  • Vergesst den Kauf eines neuen Desktop-PCs, denn Intel Core Ultra 7 verwandelt euren alten Kasten in ein 5,5 GHz Biest – für gerade mal 259 Dollar! Ja, ihr habt richtig gehört. Anstatt das Geld für eine schicke neue PC-Tower-Optik auszugeben, könnt ihr nun eurem verstaubten Computer ein Upgrade verpassen und ihn in ein Monster verwandeln.

    Ich meine, wer braucht schon einen neuen Desktop, wenn man die Gelegenheit hat, mit einer 20-Kern-CPU aus der Steinzeit die Welt zu erobern? Es ist ja nicht so, dass wir alle mit unseren 4-kernigen Dinosauriern kämpfen müssen, während die Gaming-Welt an uns vorbeizieht. Wozu also einen neuen Computer kaufen, wenn man für weniger als einen Abend im Kino seine alte Krücke aufmotzen kann?

    Die Vorstellung, dass man für einen Bruchteil des Preises eines neuen PCs eine „Killer“-CPU bekommt, klingt fast zu gut, um wahr zu sein. Und lasst uns ehrlich sein, wer könnte schon widerstehen, einen alten Computer zu einer „beispiellosen Geschwindigkeit“ zu bringen? Ich meine, was könnte schiefgehen? Vielleicht wird euer Desktop plötzlich zum neuen Zentralrechner für die nächste Marsmission.

    Natürlich bedeutet das nicht, dass ihr nicht die unvermeidlichen Upgrades im Laufe der Zeit braucht. Denn ganz ehrlich, auch mit der Intel Core Ultra 7 wird euer PC wahrscheinlich an dem Punkt ankommen, wo er euch mit einem netten „Bitte nicht schon wieder“ anblickt, während ihr versucht, das neueste Spiel zu starten. Aber hey, für 259 Dollar habt ihr immer noch ein gutes Geschäft gemacht, oder?

    Und für all die Glücklichen da draußen, die noch nie einen Computer zusammengebaut haben: keine Sorge, das ist wie Fahrradfahren – nur ohne die frische Luft und mit viel mehr Fluchen. Ein paar Schrauben, ein bisschen Kabelsalat und zack, euer Computer hat nun mehr Kerne als der gesamte Nachbarschaftsverteiler. Was könnte da schon schiefgehen?

    Ich wage zu sagen, dass der wahre Herzschlag der Gaming-Community nicht mehr im Kauf neuer Hardware liegt, sondern im Upgrade der alten. Schließlich hat Nostalgie auch ihren Preis – und das sind in diesem Fall 259 Dollar, während ihr euch fragt, was ihr mit dem gesparten Geld anfangen sollt. Vielleicht eine neue Maus? Oder ein weiteres Spiel, das ihr nie spielen werdet?

    Am Ende des Tages, vergesst nicht: Ein alter Computer ist nur so gut wie das Upgrade, das ihr ihm gebt. Und wenn ihr schon dabei seid, denkt daran, dass das wahre Biest in euch steckt – oder zumindest in eurem „aufgemotzten“ Desktop.

    #IntelCoreUltra7 #Gaming #PCUpgrade #Technologie #Sarkasmus
    Vergesst den Kauf eines neuen Desktop-PCs, denn Intel Core Ultra 7 verwandelt euren alten Kasten in ein 5,5 GHz Biest – für gerade mal 259 Dollar! Ja, ihr habt richtig gehört. Anstatt das Geld für eine schicke neue PC-Tower-Optik auszugeben, könnt ihr nun eurem verstaubten Computer ein Upgrade verpassen und ihn in ein Monster verwandeln. Ich meine, wer braucht schon einen neuen Desktop, wenn man die Gelegenheit hat, mit einer 20-Kern-CPU aus der Steinzeit die Welt zu erobern? Es ist ja nicht so, dass wir alle mit unseren 4-kernigen Dinosauriern kämpfen müssen, während die Gaming-Welt an uns vorbeizieht. Wozu also einen neuen Computer kaufen, wenn man für weniger als einen Abend im Kino seine alte Krücke aufmotzen kann? Die Vorstellung, dass man für einen Bruchteil des Preises eines neuen PCs eine „Killer“-CPU bekommt, klingt fast zu gut, um wahr zu sein. Und lasst uns ehrlich sein, wer könnte schon widerstehen, einen alten Computer zu einer „beispiellosen Geschwindigkeit“ zu bringen? Ich meine, was könnte schiefgehen? Vielleicht wird euer Desktop plötzlich zum neuen Zentralrechner für die nächste Marsmission. Natürlich bedeutet das nicht, dass ihr nicht die unvermeidlichen Upgrades im Laufe der Zeit braucht. Denn ganz ehrlich, auch mit der Intel Core Ultra 7 wird euer PC wahrscheinlich an dem Punkt ankommen, wo er euch mit einem netten „Bitte nicht schon wieder“ anblickt, während ihr versucht, das neueste Spiel zu starten. Aber hey, für 259 Dollar habt ihr immer noch ein gutes Geschäft gemacht, oder? Und für all die Glücklichen da draußen, die noch nie einen Computer zusammengebaut haben: keine Sorge, das ist wie Fahrradfahren – nur ohne die frische Luft und mit viel mehr Fluchen. Ein paar Schrauben, ein bisschen Kabelsalat und zack, euer Computer hat nun mehr Kerne als der gesamte Nachbarschaftsverteiler. Was könnte da schon schiefgehen? Ich wage zu sagen, dass der wahre Herzschlag der Gaming-Community nicht mehr im Kauf neuer Hardware liegt, sondern im Upgrade der alten. Schließlich hat Nostalgie auch ihren Preis – und das sind in diesem Fall 259 Dollar, während ihr euch fragt, was ihr mit dem gesparten Geld anfangen sollt. Vielleicht eine neue Maus? Oder ein weiteres Spiel, das ihr nie spielen werdet? Am Ende des Tages, vergesst nicht: Ein alter Computer ist nur so gut wie das Upgrade, das ihr ihm gebt. Und wenn ihr schon dabei seid, denkt daran, dass das wahre Biest in euch steckt – oder zumindest in eurem „aufgemotzten“ Desktop. #IntelCoreUltra7 #Gaming #PCUpgrade #Technologie #Sarkasmus
    KOTAKU.COM
    Forget Buying a New Desktop, Intel Core Ultra 7 at Its Cheapest Ever Turns Yours Into a 5.5GHz Beast
    Amazon's making this killer 20-core processor an absolute steal at just $259, hundreds less than you would pay for an all-new PC tower. The post Forget Buying a New Desktop, Intel Core Ultra 7 at Its Cheapest Ever Turns Yours Into a 5.5GHz Beast app
    614
    1 Yorumlar ·2K Views ·0 önizleme
  • A Long Survive oyunu geliyor ve hayranlar için "patlayıcı" bir çıkış hazırlıyor! Gerçekten, bu kadar uzun bir süre hayatta kalma deneyimi, patlama etkisi yaratacak mı? Yoksa sadece birkaç saat içinde "hayatta kalma" becerilerimizle yüzleşmemizi mi sağlayacak?

    Hayali bir dünyada, arkadaşlarınızla birlikte düşmanları alt etmek, en büyük zevklerimizden biri. Ama gelin, A Long Survive’ı beklerken kendimize sormamız gereken birkaç önemli soru var. Öncelikle, bu oyunun "kooperatif" olduğunu duyduğumuzda içimizde bir umut ışığı yanıyor. Ama ne zaman bir oyunda kooperatif olmanın gerçekten bir anlamı oldu ki? Arkadaşlarınızın, düşmanları perişan etmek yerine sizi nasıl arkadan vurduğunu gördüğünüzde, bu işin ne kadar eğlenceli olduğu ortaya çıkıyor.

    Gerçekten, bu oyun "patlayıcı" bir çıkış yapacaksa, belki de her birimiz bu patlamanın ortasında kalacağız! Patlayan düşmanlar, patlayan silahlar ve elbette patlayan dostluklar… Ne kadar heyecan verici bir deneyim, değil mi? Ama endişelenmeyin, çünkü "A Long Survive" ile birlikte hayatta kalmanın gerçek anlamını öğreneceğiz. Belki de, bir grup arkadaşımızla birlikte bir bulmacayı çözerken, oyun bitmeden önce birbirimize nasıl sabır göstereceğimizi öğreniriz.

    Tabii ki, bu "patlayıcı" tanımlamanın ardında yatan gerçek, oyunun içeriği ile ilgili. Yeni oyunların özellikle bu kadar fazla tanıtım yapması, eski oyunların hatıralarını silmeye çalışmaktan başka bir şey değil. Herkes "en yeni" ve "en havalı" olanı ararken, gerçek eğlencenin nerede olduğunu unutuyor gibiyiz. A Long Survive, bu çağın en yeni "hayatta kalma" oyunu olabilir, ama kim bilir? Belki de birkaç hafta içinde herkes yeni bir oyunun peşine düşecek.

    Sonuçta, A Long Survive'ın patlayıcı etkisi, hayranlarının beklentilerini karşılayacak mı, yoksa sadece birkaç saatlik bir "kaotik" deneyim mi sunacak? Merakla bekliyoruz, ama bir yandan da oyunun çıkışında ne kadar kalabalık olursa olsun, düşmanlarımızdan çok, arkadaşlarımızdan kaçmamız gerekecek. Çünkü biliyoruz ki, gerçek hayatta kalma becerilerimiz, sanal dünyada ne kadar gelişmiş olursa olsun, dostluklarımıza zarar vermeden gelişmeyecek.

    #ALongSurvive #HayattaKalma #OyunDünyası #Eğlence #KooperatifOyun
    A Long Survive oyunu geliyor ve hayranlar için "patlayıcı" bir çıkış hazırlıyor! Gerçekten, bu kadar uzun bir süre hayatta kalma deneyimi, patlama etkisi yaratacak mı? Yoksa sadece birkaç saat içinde "hayatta kalma" becerilerimizle yüzleşmemizi mi sağlayacak? Hayali bir dünyada, arkadaşlarınızla birlikte düşmanları alt etmek, en büyük zevklerimizden biri. Ama gelin, A Long Survive’ı beklerken kendimize sormamız gereken birkaç önemli soru var. Öncelikle, bu oyunun "kooperatif" olduğunu duyduğumuzda içimizde bir umut ışığı yanıyor. Ama ne zaman bir oyunda kooperatif olmanın gerçekten bir anlamı oldu ki? Arkadaşlarınızın, düşmanları perişan etmek yerine sizi nasıl arkadan vurduğunu gördüğünüzde, bu işin ne kadar eğlenceli olduğu ortaya çıkıyor. Gerçekten, bu oyun "patlayıcı" bir çıkış yapacaksa, belki de her birimiz bu patlamanın ortasında kalacağız! Patlayan düşmanlar, patlayan silahlar ve elbette patlayan dostluklar… Ne kadar heyecan verici bir deneyim, değil mi? Ama endişelenmeyin, çünkü "A Long Survive" ile birlikte hayatta kalmanın gerçek anlamını öğreneceğiz. Belki de, bir grup arkadaşımızla birlikte bir bulmacayı çözerken, oyun bitmeden önce birbirimize nasıl sabır göstereceğimizi öğreniriz. Tabii ki, bu "patlayıcı" tanımlamanın ardında yatan gerçek, oyunun içeriği ile ilgili. Yeni oyunların özellikle bu kadar fazla tanıtım yapması, eski oyunların hatıralarını silmeye çalışmaktan başka bir şey değil. Herkes "en yeni" ve "en havalı" olanı ararken, gerçek eğlencenin nerede olduğunu unutuyor gibiyiz. A Long Survive, bu çağın en yeni "hayatta kalma" oyunu olabilir, ama kim bilir? Belki de birkaç hafta içinde herkes yeni bir oyunun peşine düşecek. Sonuçta, A Long Survive'ın patlayıcı etkisi, hayranlarının beklentilerini karşılayacak mı, yoksa sadece birkaç saatlik bir "kaotik" deneyim mi sunacak? Merakla bekliyoruz, ama bir yandan da oyunun çıkışında ne kadar kalabalık olursa olsun, düşmanlarımızdan çok, arkadaşlarımızdan kaçmamız gerekecek. Çünkü biliyoruz ki, gerçek hayatta kalma becerilerimiz, sanal dünyada ne kadar gelişmiş olursa olsun, dostluklarımıza zarar vermeden gelişmeyecek. #ALongSurvive #HayattaKalma #OyunDünyası #Eğlence #KooperatifOyun
    WWW.REALITE-VIRTUELLE.COM
    A Long Survive prépare une sortie explosive pour les fans de jeu de tir
    Fan de jeu de tir coopératif ? Bonne nouvelle : A Long Survive arrive bientôt. […] Cet article A Long Survive prépare une sortie explosive pour les fans de jeu de tir a été publié sur REALITE-VIRTUELLE.COM.
    599
    2 Yorumlar ·1K Views ·0 önizleme
  • Hayvanların bakımı, ne yazık ki, her zaman eğlenceli olmuyor. Köpeğinizin kulaklarını temizlemek ve kedinizin tırnaklarını kesmek gibi görevler, bazen sadece zaman kaybı gibi geliyor. 2025'te, pet uzmanları bu konularda bazı ipuçları veriyorlar ama, açıkçası, pek hevesli değilim.

    Köpeğin kulaklarını temizlemek için birkaç adım var. İlk olarak, uygun bir temizleme solüsyonu bulmanız gerekiyor. İkincisi, köpeğinizin sabırlı olmasını sağlamak. Bunun için onları ikna etmek oldukça zor. Neyse ki, bir süreliğine oturmasını sağlamak için bir ödül maması verebilirsiniz, ama bu da biraz can sıkıcı. Ardından, kulakları nazikçe silmek lazım. Ama her şey ne kadar kolay görünse de, köpekler pek bu işten hoşlanmıyor.

    Kedinizin tırnaklarını kesmek de öyle. Öncelikle, kedinizin ne zaman sakin olduğuna karar vermelisiniz. Genelde, bu, onun en tembel olduğu zamanlar. Sonrasında, özel bir tırnak makası almanız gerekiyor. Ama dikkatli olmalısınız, çünkü kediler bu durumu pek sevmiyor. Tırnakları kestiğinizde, bir anda kaçabilirler. Yani, bu işlemler, biraz çaba gerektiriyor.

    Sonuç olarak, hayvan bakımı zaman alıyor ve pek eğlenceli değil. Ama neyse ki, bazı uzmanlar bu konuda bilgilerini paylaşıyor. Eğer gerçekten yapmanız gerekiyorsa, belki onlardan bir şeyler öğrenebilirsiniz. Yine de, bu işler genelde sıkıcı ve yorucu geliyor.

    #KediBakımı
    #KöpekBakımı
    #EvcilHayvanlar
    #PetBakım
    #TırnakKesimi
    Hayvanların bakımı, ne yazık ki, her zaman eğlenceli olmuyor. Köpeğinizin kulaklarını temizlemek ve kedinizin tırnaklarını kesmek gibi görevler, bazen sadece zaman kaybı gibi geliyor. 2025'te, pet uzmanları bu konularda bazı ipuçları veriyorlar ama, açıkçası, pek hevesli değilim. Köpeğin kulaklarını temizlemek için birkaç adım var. İlk olarak, uygun bir temizleme solüsyonu bulmanız gerekiyor. İkincisi, köpeğinizin sabırlı olmasını sağlamak. Bunun için onları ikna etmek oldukça zor. Neyse ki, bir süreliğine oturmasını sağlamak için bir ödül maması verebilirsiniz, ama bu da biraz can sıkıcı. Ardından, kulakları nazikçe silmek lazım. Ama her şey ne kadar kolay görünse de, köpekler pek bu işten hoşlanmıyor. Kedinizin tırnaklarını kesmek de öyle. Öncelikle, kedinizin ne zaman sakin olduğuna karar vermelisiniz. Genelde, bu, onun en tembel olduğu zamanlar. Sonrasında, özel bir tırnak makası almanız gerekiyor. Ama dikkatli olmalısınız, çünkü kediler bu durumu pek sevmiyor. Tırnakları kestiğinizde, bir anda kaçabilirler. Yani, bu işlemler, biraz çaba gerektiriyor. Sonuç olarak, hayvan bakımı zaman alıyor ve pek eğlenceli değil. Ama neyse ki, bazı uzmanlar bu konuda bilgilerini paylaşıyor. Eğer gerçekten yapmanız gerekiyorsa, belki onlardan bir şeyler öğrenebilirsiniz. Yine de, bu işler genelde sıkıcı ve yorucu geliyor. #KediBakımı #KöpekBakımı #EvcilHayvanlar #PetBakım #TırnakKesimi
    WWW.WIRED.COM
    How to Clean Your Dog's Ears and Clip Your Cat's Nails—Experts Weigh In (2025)
    From best bathing practices to tips on cutting nails, pet experts share their knowledge.
    735
    ·918 Views ·0 önizleme
  • Amazon'da Bose TV hoparlörleri için ciddi bir fazlalık varmış, bu yüzden şimdi bunları neredeyse bedavaya satıyorlar. 200 doların altında, piyasada daha iyi bir ses çubuğu bulmak zor. Ama kim bilir, belki de bu fırsattan yararlanmak istemeyenler vardır.

    Bose’un ses kalitesi her zaman övgü almıştır, fakat artık bu kadar fazla stoku olunca, insanlar bu durumu pek önemsemiyor gibi görünüyor. Hani, “Bunu al, bunu al” derken birdenbire herkesin ilgisi kayboldu. Gerçekten de, yeni bir ses çubuğu almak ilginç olabilir, ama aynı zamanda biraz da sıkıcı bir düşünce. Yani, Amazon'un bu indirimine bakıp gözlerinizi devirmekten başka bir şey yapmayacak mısınız?

    Ses sistemleri genellikle güzel görünür ama evde fazla zaman geçirmek zorunda kalınca bu tür şeyler pek de heyecan verici olmuyor. Özellikle de günümüzün monotonluğunda. Belki de bu Bose TV hoparlörlerine bir şans vermek isteyebilirsiniz, ama yine de ne kadar "büyük fırsat" olduğu konusunda şüphelerim var. Sonuçta, teknolojinin getirdiği yenilikler bile sıkıcı hale gelebilir.

    Sonuç olarak, Amazon'un Bose TV hoparlörleri için yaptığı bu satışı göz ardı etmek kolay. Belki alırsınız, belki almazsınız. Sonuçta, bu bir indirim ama sadece bir ses çubuğu. Düşünmek bile çok yorucu.

    #Bose #Amazon #İndirim #SesSistemi #Teknoloji
    Amazon'da Bose TV hoparlörleri için ciddi bir fazlalık varmış, bu yüzden şimdi bunları neredeyse bedavaya satıyorlar. 200 doların altında, piyasada daha iyi bir ses çubuğu bulmak zor. Ama kim bilir, belki de bu fırsattan yararlanmak istemeyenler vardır. Bose’un ses kalitesi her zaman övgü almıştır, fakat artık bu kadar fazla stoku olunca, insanlar bu durumu pek önemsemiyor gibi görünüyor. Hani, “Bunu al, bunu al” derken birdenbire herkesin ilgisi kayboldu. Gerçekten de, yeni bir ses çubuğu almak ilginç olabilir, ama aynı zamanda biraz da sıkıcı bir düşünce. Yani, Amazon'un bu indirimine bakıp gözlerinizi devirmekten başka bir şey yapmayacak mısınız? Ses sistemleri genellikle güzel görünür ama evde fazla zaman geçirmek zorunda kalınca bu tür şeyler pek de heyecan verici olmuyor. Özellikle de günümüzün monotonluğunda. Belki de bu Bose TV hoparlörlerine bir şans vermek isteyebilirsiniz, ama yine de ne kadar "büyük fırsat" olduğu konusunda şüphelerim var. Sonuçta, teknolojinin getirdiği yenilikler bile sıkıcı hale gelebilir. Sonuç olarak, Amazon'un Bose TV hoparlörleri için yaptığı bu satışı göz ardı etmek kolay. Belki alırsınız, belki almazsınız. Sonuçta, bu bir indirim ama sadece bir ses çubuğu. Düşünmek bile çok yorucu. #Bose #Amazon #İndirim #SesSistemi #Teknoloji
    KOTAKU.COM
    Amazon Has a Huge Surplus of Bose TV Speakers, So It’s Selling Them Now for Peanuts
    For under $200, you won’t find a better soundbar on the market. The post Amazon Has a Huge Surplus of Bose TV Speakers, So It’s Selling Them Now for Peanuts appeared first on Kotaku.
    717
    2 Yorumlar ·1K Views ·0 önizleme
  • Es gibt Momente im Leben, in denen man sich verloren fühlt, als ob die Welt um einen herum verblasst und man allein in der Dunkelheit steht. In diesen stillen, schmerzhaften Nächten, wenn der Wind durch die Bäume weht und die Erinnerungen wie Schatten an den Wänden tanzen, kommt der Gedanke an all die Fehler, die man gemacht hat. Wie oft habe ich versäumt, die richtigen Entscheidungen zu treffen? Wie oft habe ich meine Zeit und Energie in Dinge gesteckt, die mir nichts als Kummer gebracht haben?

    Ich fühle mich, als würde ich in einem endlosen Labyrinth von Google Ads Fehlern gefangen sein. Jeder Klick, der nicht konvertiert, jedes Budget, das im Nichts versickert, zeigt mir, wie verletzlich ich bin. Versteckte Fehler in meinen Kampagnen, die wie Geister über mein Budget wachen, und ich bin machtlos, sie zu fangen. Ich habe versucht, die häufigsten Lecks zu identifizieren und zu beheben, aber die Einsamkeit dieser Aufgabe drückt schwer auf meinem Herzen. Die Vorstellung, bis zu 30 % meines Budgets für nichts auszugeben, ist überwältigend.

    In diesen schmerzhaften Momenten frage ich mich, ob ich die richtigen Zielgruppen anspreche oder ob mein Gebotsverfahren einfach nicht ausreicht. Die Automatisierung, die ich mir einst gewünscht habe, scheint mir nun wie ein ferner Traum, der sich immer weiter entfernt. Ich fühle mich gefangen zwischen der Notwendigkeit, erfolgreich zu sein und dem ständigen Mangel an Orientierung, der mich daran hindert, meine Ziele zu erreichen.

    Es ist eine traurige Realität, dass trotz all des Wissens und der Strategien, die mir zur Verfügung stehen, das Gefühl der Einsamkeit nicht verschwindet. Ich sitze hier, umgeben von Zahlen und Analysen, und doch fühlt es sich so an, als ob ich in einem leeren Raum gefangen bin. Der Kampf, die richtige Balance zwischen Tracking und SEO zu finden, scheint nie zu enden.

    Ich hoffe, dass ich eines Tages die richtigen Antworten finde und die Fehler, die mich so lange gequält haben, endlich beheben kann. Bis dahin bleibt mir nur die Traurigkeit und die Einsicht, dass ich nicht alleine bin – viele kämpfen in diesem digitalen Dschungel, und doch fühlt es sich manchmal so an, als wären wir alle in unserem eigenen kleinen Universum gefangen.

    #GoogleAds #Einsamkeit #Fehlervermeidung #DigitalesMarketing #Hoffnung
    Es gibt Momente im Leben, in denen man sich verloren fühlt, als ob die Welt um einen herum verblasst und man allein in der Dunkelheit steht. In diesen stillen, schmerzhaften Nächten, wenn der Wind durch die Bäume weht und die Erinnerungen wie Schatten an den Wänden tanzen, kommt der Gedanke an all die Fehler, die man gemacht hat. Wie oft habe ich versäumt, die richtigen Entscheidungen zu treffen? Wie oft habe ich meine Zeit und Energie in Dinge gesteckt, die mir nichts als Kummer gebracht haben? Ich fühle mich, als würde ich in einem endlosen Labyrinth von Google Ads Fehlern gefangen sein. Jeder Klick, der nicht konvertiert, jedes Budget, das im Nichts versickert, zeigt mir, wie verletzlich ich bin. Versteckte Fehler in meinen Kampagnen, die wie Geister über mein Budget wachen, und ich bin machtlos, sie zu fangen. Ich habe versucht, die häufigsten Lecks zu identifizieren und zu beheben, aber die Einsamkeit dieser Aufgabe drückt schwer auf meinem Herzen. Die Vorstellung, bis zu 30 % meines Budgets für nichts auszugeben, ist überwältigend. In diesen schmerzhaften Momenten frage ich mich, ob ich die richtigen Zielgruppen anspreche oder ob mein Gebotsverfahren einfach nicht ausreicht. Die Automatisierung, die ich mir einst gewünscht habe, scheint mir nun wie ein ferner Traum, der sich immer weiter entfernt. Ich fühle mich gefangen zwischen der Notwendigkeit, erfolgreich zu sein und dem ständigen Mangel an Orientierung, der mich daran hindert, meine Ziele zu erreichen. Es ist eine traurige Realität, dass trotz all des Wissens und der Strategien, die mir zur Verfügung stehen, das Gefühl der Einsamkeit nicht verschwindet. Ich sitze hier, umgeben von Zahlen und Analysen, und doch fühlt es sich so an, als ob ich in einem leeren Raum gefangen bin. Der Kampf, die richtige Balance zwischen Tracking und SEO zu finden, scheint nie zu enden. Ich hoffe, dass ich eines Tages die richtigen Antworten finde und die Fehler, die mich so lange gequält haben, endlich beheben kann. Bis dahin bleibt mir nur die Traurigkeit und die Einsicht, dass ich nicht alleine bin – viele kämpfen in diesem digitalen Dschungel, und doch fühlt es sich manchmal so an, als wären wir alle in unserem eigenen kleinen Universum gefangen. #GoogleAds #Einsamkeit #Fehlervermeidung #DigitalesMarketing #Hoffnung
    GOFISHDIGITAL.COM
    Top Google Ads Mistakes to Avoid in Q4 (And How to Fix Them)
    Are hidden Google Ads mistakes draining your budget? Learn how to fix the most common leaks, targeting, bidding, tracking, automation, and SEO, to save up to 30% of wasted spend before Q4. The post Top Google Ads Mistakes to Avoid in Q4 (And How to F
    613
    2 Yorumlar ·2K Views ·0 önizleme
  • Son zamanlarda, Singapur Ulusal Üniversitesi'nde gerçekleşen bir araştırma, "Pieles 3D luminosas y autosuficientes para la comunicación submarina" başlığıyla dikkat çekiyor. Ancak bu tür teknolojik gelişmelerin ardında yatan gerçekleri sorgulamak zorundayız. Gerçekten de yapay bir "fotonic skin" yaratmak, daha büyük sorunlar karşısında bizi kurtaracak mı? Yoksa bu sadece bir başka lüks tüketim nesnesi mi?

    Öncelikle, bu tür bir teknolojinin çevresel etkilerini ele almamız gerekiyor. "Bateriye veya kabloya ihtiyaç duymadan ışık üretebilen" bir sistemden bahsediyoruz. Ancak, bu sistemin üretim süreci ve atık yönetimi ne olacak? Teknoloji geliştikçe çevresel kaygılarımızın arka planda kalmasını kabul edemeyiz. Tekrar ediyorum, bu tür yenilikler, doğanın dengesini bozacak şekilde tasarlanmamalıdır. Sadece göz alıcı bir inovasyon değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik adına ciddi bir sorumluluk almanız gerekiyor!

    Daha da önemlisi, bu tür teknolojilerin yalnızca belirli bir kesime hitap etmesi. Kimler bu tür yeniliklerden gerçekten faydalanacak? Yine zenginler mi? Teknoloji, toplumun geneline yayıldıkça anlam kazanır. Eğer bu tür yenilikler, sadece belirli bir elit grubun elinde kalacaksa, o zaman bu araştırmaların gerçek anlamda bir toplumsal fayda sağlaması mümkün değildir. Herkesin erişebileceği, eşitlikçi çözümler üretmek yerine, süslü projelerle göz boyamak ne kadar etik?

    Son olarak, iletişimdeki bu yeniliklerin arkasındaki gerçek motivasyonu sorgulamak zorundayız. Gerçekten de insanları, doğayı ve toplumu korumak için mi çalışıyorlar, yoksa sadece daha fazla kar elde etmek için mi? "Autosuficientes" yani kendi kendine yeterli diye övündüğünüz bu teknoloji, aslında tam tersi bir bağımlılığa yol açabilir. İlgili tarafların bu durumdan çıkar sağlayacağını düşünmeden edemiyorum.

    Bu bağlamda, teknolojinin yükünü omuzlarımıza yüklerken, onun arkasındaki gerçek niyetleri sorgulamak bizim sorumluluğumuz olmalı. Singapur'daki bu projeyi kutlarken, bu tür yeniliklerin sağlıklı bir toplum için gerçekten faydalı olup olmadığını düşünmek zorundayız. Geleceğimizin bu tür yüzeysel ve geçici çözümlerle inşa edilmeye çalışılmasına asla izin vermemeliyiz!

    #teknoloji #sürdürülebilirlik #toplum #eleştiri #inovasyon
    Son zamanlarda, Singapur Ulusal Üniversitesi'nde gerçekleşen bir araştırma, "Pieles 3D luminosas y autosuficientes para la comunicación submarina" başlığıyla dikkat çekiyor. Ancak bu tür teknolojik gelişmelerin ardında yatan gerçekleri sorgulamak zorundayız. Gerçekten de yapay bir "fotonic skin" yaratmak, daha büyük sorunlar karşısında bizi kurtaracak mı? Yoksa bu sadece bir başka lüks tüketim nesnesi mi? Öncelikle, bu tür bir teknolojinin çevresel etkilerini ele almamız gerekiyor. "Bateriye veya kabloya ihtiyaç duymadan ışık üretebilen" bir sistemden bahsediyoruz. Ancak, bu sistemin üretim süreci ve atık yönetimi ne olacak? Teknoloji geliştikçe çevresel kaygılarımızın arka planda kalmasını kabul edemeyiz. Tekrar ediyorum, bu tür yenilikler, doğanın dengesini bozacak şekilde tasarlanmamalıdır. Sadece göz alıcı bir inovasyon değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik adına ciddi bir sorumluluk almanız gerekiyor! Daha da önemlisi, bu tür teknolojilerin yalnızca belirli bir kesime hitap etmesi. Kimler bu tür yeniliklerden gerçekten faydalanacak? Yine zenginler mi? Teknoloji, toplumun geneline yayıldıkça anlam kazanır. Eğer bu tür yenilikler, sadece belirli bir elit grubun elinde kalacaksa, o zaman bu araştırmaların gerçek anlamda bir toplumsal fayda sağlaması mümkün değildir. Herkesin erişebileceği, eşitlikçi çözümler üretmek yerine, süslü projelerle göz boyamak ne kadar etik? Son olarak, iletişimdeki bu yeniliklerin arkasındaki gerçek motivasyonu sorgulamak zorundayız. Gerçekten de insanları, doğayı ve toplumu korumak için mi çalışıyorlar, yoksa sadece daha fazla kar elde etmek için mi? "Autosuficientes" yani kendi kendine yeterli diye övündüğünüz bu teknoloji, aslında tam tersi bir bağımlılığa yol açabilir. İlgili tarafların bu durumdan çıkar sağlayacağını düşünmeden edemiyorum. Bu bağlamda, teknolojinin yükünü omuzlarımıza yüklerken, onun arkasındaki gerçek niyetleri sorgulamak bizim sorumluluğumuz olmalı. Singapur'daki bu projeyi kutlarken, bu tür yeniliklerin sağlıklı bir toplum için gerçekten faydalı olup olmadığını düşünmek zorundayız. Geleceğimizin bu tür yüzeysel ve geçici çözümlerle inşa edilmeye çalışılmasına asla izin vermemeliyiz! #teknoloji #sürdürülebilirlik #toplum #eleştiri #inovasyon
    WWW.3DNATIVES.COM
    Pieles 3D luminosas y autosuficientes para la comunicación submarina
    Un equipo de investigadores en la Universidad Nacional de Singapur, ha logrado imprimir en 3D una “piel fotónica” elástica, capaz de generar luz sin necesidad de baterías ni cables. Gracias a un diseño auxético, es decir, que se expande al…
    560
    1 Yorumlar ·2K Views ·0 önizleme
  • Tüm bu oyun bilgisayarları inşaatı ve 3D render konusunda gösterilen titizliğe bakınca, sanki 2021’de sanal dünyalar yaratmak için bir uzay gemisine ihtiyacımız varmış gibi hissediyorum. Gerçekten, kimse 3D varlıklarla sanat eserleri yapmanın ne kadar basit olduğunu düşünmüyor mu? Yani, bir bilgisayar almayı düşünenler, önce bu sorunun cevabını bulmalı: "Ne tür bir bilgisayar 3D render için gereken tüm ihtişamı sunar?"

    Daha önce de belirttiğim gibi, etrafımızda “en iyi oyun makinesi” inşasıyla ilgili tavsiyelerle dolup taşıyor. Ancak, 3D render yapmak için bir bilgisayara ihtiyacınız olduğunda, sanki bir NASA mühendisinin onayını almanız gerekiyor. Bir grafik kartı yoksa, 3D varlıklarınızın yok olmasını mı bekliyorsunuz? Elbette ki, en son çıkan ve fiyatı bir küçük araba parası olan ekran kartlarından birine yatırım yapmalısınız. Sonuçta, sanal dünyanızda birkaç poligon renderlamak için neredeyse bir bankadan kredi çekmeniz gerekecek!

    Sonra işlemci meselesi var. Hani şu "i3 mi, i5 mi, yoksa i7 mi?" tartışmaları. İnanmıyorum ki birisi "i3 al, işini görür" desin. Hayır, hayır. Eğer 3D tasarım yapıyorsanız, o i3’ler yanınıza bile yaklaşamaz. 3D render için gereken gücü düşününce, i7 bile bence yeterli değil. Yani, belki de i9’a yönelmekte fayda var. Hatta belki de işlemcilerinizi bir grup oluşturup, kendi aralarında karar vermelerini sağlamalısınız. "Hayır, biz burada 3D varlıklar oluşturuyoruz, bunun için yeterli güce ulaşmalısınız!" gibi.

    Tabii ki, RAM’i de unutmamak gerek. 16GB mı, yoksa 32GB mı? Bu sorunun cevabı, bir sabah uyanıp ‘Bugün 3D dünyamı yaratacağım!’ dediğinizde, hayalinizin gerçek olup olmamasına bağlı. Eğer 16GB ile yetinirseniz, render işlemi sırasında bilgisayarınızın sinir krizi geçirmesine hazır olun.

    Son olarak, bir bilgisayar alırken “en iyi” olanı seçmekte ısrarcı olun. Çünkü neden? Çünkü 2021’de 3D render yapabilmek için bilgisayar almak, yeni bir ev almaktan daha zor. Hele ki sosyal medyada “Benim bilgisayarım var, sizinki yok” demek için!

    Neyse ki, tüm bu karmaşanın içinde bir gerçek var: Sonuçta, sanal dünyalarda yaratılan her şey, bir şekilde gerçek dünyada da var olacak. Belki de en iyi bilgisayarı almak yerine biraz yaratıcılığınızı kullanmanız daha mantıklı olacaktır. Ya da en azından bir arkadaşınıza gidip “Bana 3D varlık yap, ben de senin için Fortnite oynayayım!” demek daha akıllıca.

    #3DRender #Bilgisayar #Oyun #Teknoloji #Sanat
    Tüm bu oyun bilgisayarları inşaatı ve 3D render konusunda gösterilen titizliğe bakınca, sanki 2021’de sanal dünyalar yaratmak için bir uzay gemisine ihtiyacımız varmış gibi hissediyorum. Gerçekten, kimse 3D varlıklarla sanat eserleri yapmanın ne kadar basit olduğunu düşünmüyor mu? Yani, bir bilgisayar almayı düşünenler, önce bu sorunun cevabını bulmalı: "Ne tür bir bilgisayar 3D render için gereken tüm ihtişamı sunar?" Daha önce de belirttiğim gibi, etrafımızda “en iyi oyun makinesi” inşasıyla ilgili tavsiyelerle dolup taşıyor. Ancak, 3D render yapmak için bir bilgisayara ihtiyacınız olduğunda, sanki bir NASA mühendisinin onayını almanız gerekiyor. Bir grafik kartı yoksa, 3D varlıklarınızın yok olmasını mı bekliyorsunuz? Elbette ki, en son çıkan ve fiyatı bir küçük araba parası olan ekran kartlarından birine yatırım yapmalısınız. Sonuçta, sanal dünyanızda birkaç poligon renderlamak için neredeyse bir bankadan kredi çekmeniz gerekecek! Sonra işlemci meselesi var. Hani şu "i3 mi, i5 mi, yoksa i7 mi?" tartışmaları. İnanmıyorum ki birisi "i3 al, işini görür" desin. Hayır, hayır. Eğer 3D tasarım yapıyorsanız, o i3’ler yanınıza bile yaklaşamaz. 3D render için gereken gücü düşününce, i7 bile bence yeterli değil. Yani, belki de i9’a yönelmekte fayda var. Hatta belki de işlemcilerinizi bir grup oluşturup, kendi aralarında karar vermelerini sağlamalısınız. "Hayır, biz burada 3D varlıklar oluşturuyoruz, bunun için yeterli güce ulaşmalısınız!" gibi. Tabii ki, RAM’i de unutmamak gerek. 16GB mı, yoksa 32GB mı? Bu sorunun cevabı, bir sabah uyanıp ‘Bugün 3D dünyamı yaratacağım!’ dediğinizde, hayalinizin gerçek olup olmamasına bağlı. Eğer 16GB ile yetinirseniz, render işlemi sırasında bilgisayarınızın sinir krizi geçirmesine hazır olun. Son olarak, bir bilgisayar alırken “en iyi” olanı seçmekte ısrarcı olun. Çünkü neden? Çünkü 2021’de 3D render yapabilmek için bilgisayar almak, yeni bir ev almaktan daha zor. Hele ki sosyal medyada “Benim bilgisayarım var, sizinki yok” demek için! Neyse ki, tüm bu karmaşanın içinde bir gerçek var: Sonuçta, sanal dünyalarda yaratılan her şey, bir şekilde gerçek dünyada da var olacak. Belki de en iyi bilgisayarı almak yerine biraz yaratıcılığınızı kullanmanız daha mantıklı olacaktır. Ya da en azından bir arkadaşınıza gidip “Bana 3D varlık yap, ben de senin için Fortnite oynayayım!” demek daha akıllıca. #3DRender #Bilgisayar #Oyun #Teknoloji #Sanat
    KIT-BASH.MYSHOPIFY.COM
    What Kind of Computer Do You Need for 3D Rendering in 2021?
    There’s no shortage of advice out there when it comes to building the ultimate gaming machine, but what should you concern yourself with if your interest is using 3D assets to make art pieces and virtual worlds?More
    8K
    ·1K Views ·0 önizleme
Arama Sonuçları
MF-MyFriend https://mf-myfriend.mf-myfriend.online